Çocuklar büyürken yüzlerce soru sorar. Bazen bir böceğin nasıl hareket ettiğini merak ederler, bazen gökyüzündeki yıldızları, bazen de bir makinenin nasıl çalıştığını. Çoğu zaman bu sorular günlük hayatın doğal bir parçası gibi görünür. Ancak dikkatli bakıldığında, merak edilen konuların çocuğun gelişimi hakkında önemli ipuçları taşıdığı fark edilir.
Çünkü merak, yalnızca bilgi istemek değildir. Merak, zihnin doğal olarak yöneldiği alanları gösterir.
Bazı çocuklar insanları gözlemler. Bazıları sistemleri anlamaya çalışır. Bazıları sürekli yeni fikirler üretir. Bazıları ise ayrıntıları fark etmekten hoşlanır. Bu eğilimler her zaman gelecekteki meslekleri belirlemez elbette, ancak çocuğun hangi tür düşünme süreçlerinden keyif aldığını anlamaya yardımcı olabilir.
Ne yazık ki birçok yetişkin merakı geçici bir ilgi olarak değerlendirir. Birkaç hafta süren bir heves gibi görür ve zamanla unutulacağını düşünür. Oysa tekrar eden merak alanları çoğu zaman daha derin bir yapının işaretidir.
Örneğin sürekli nasıl çalıştığını sorgulayan bir çocukla, neden böyle hissettiğimizi merak eden bir çocuk aynı soruları sormaz. İkisi de öğrenmeye açıktır ancak dikkatlerini çeken şeyler farklıdır. Bu farklılıklar da zamanla farklı becerilerin gelişmesine katkı sağlayabilir.
Burada önemli olan nokta, çocuğun ilgisini belirli bir kalıba zorla yönlendirmek değildir. Asıl önemli olan, doğal olarak ortaya çıkan merakı fark edebilmektir.
Çünkü gelişim çoğu zaman zorunlu görevlerle değil, ilgi duyulan alanlarla hız kazanır. İnsan zihni merak ettiği konularda daha fazla araştırır, daha fazla bağlantı kurar ve daha uzun süre odaklanabilir.
Bu nedenle çocukların sordukları sorular bazen verdikleri cevaplardan daha değerli olabilir.
Bir çocuğun neyi bildiği kadar, neyi öğrenmek istediği de önemlidir.
Son yıllarda çocuk gelişimi alanında yapılan değerlendirmelerde yalnızca akademik sonuçlara değil, ilgi alanlarına ve bilişsel eğilimlere de daha fazla dikkat edilmesinin nedeni budur. Çünkü güçlü yönler çoğu zaman merakın peşinden gider.
Zeka Madeni de çocukların yalnızca mevcut performansına değil, düşünme yapılarına ve bilişsel özelliklerine odaklanır. Böylece aileler yalnızca bugün ne yaptığını değil, hangi alanlara doğal bir yönelim gösterdiğini de daha net görebilir.
Çünkü bazen bir çocuğun geleceği, verdiği cevaplarda değil; sormaktan vazgeçmediği sorularda saklıdır.