Bir çocuk resmini gösterir. "Çok güzel olmuş." dersiniz. Sınavdan yüksek not alır. "Aferin." dersiniz. Odasını toplar, ödevini bitirir, sorumluluğunu yerine getirir. Yine onu översiniz.
Övgü, çocuk yetiştirmenin doğal bir parçasıdır. Ancak çoğu ebeveynin fark etmediği bir nokta vardır: Her övgü aynı etkiyi oluşturmaz.
Bazen çocuk, yaptığı işi geliştirmek için değil, övgüyü tekrar duyabilmek için çaba göstermeye başlar. Bu durumda dikkat, öğrenme sürecinden yavaş yavaş sonuca kayar. "Ne öğrendim?" sorusunun yerini, "Beğenildim mi?" sorusu alabilir.
Bu durum özellikle okul çağında daha belirgin hale gelir. Çocuk zamanla hata yapmaktan kaçınabilir, zor görünen görevlerden uzak durabilir ya da sadece başarılı olacağını düşündüğü alanlara yönelmeye başlayabilir. Çünkü başarısızlık ihtimali, aldığı olumlu geri bildirimi kaybetme riski gibi hissedilebilir.
Elbette bu, çocukları övmemek gerektiği anlamına gelmez.
Önemli olan, neyi övdüğümüzdür.
Sadece sonuca odaklanan övgüler yerine gösterilen çabayı, kullanılan yöntemi, sabrı veya problem çözme yaklaşımını fark eden geri bildirimler, çocuğun öğrenme sürecine daha güçlü katkı sağlayabilir.
Örneğin "Çok zekisin." demek yerine, "Bu soruyu çözerken farklı yollar denemen hoşuma gitti." demek çocuğun kendi düşünme sürecini fark etmesine yardımcı olabilir. Böylece çocuk yalnızca başarılı olduğunda değil, geliştiğinde de değer gördüğünü hisseder.
Bu küçük fark, uzun vadede büyük bir etki oluşturabilir.
Çünkü çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, neye değer verdiğimizi de öğrenir.
Eğer sürekli sonuca odaklanırsak, zamanla onlar da yalnızca sonucu önemsemeye başlayabilir. Ancak süreci de görünür kıldığımızda, öğrenmenin tek bir doğru cevaptan ibaret olmadığını keşfederler.
Bu nedenle çocuk gelişiminde önemli olan yalnızca başarıyı takdir etmek değildir. Başarıya giden yolu da fark edebilmektir.
Zeka Madeni de bu bakış açısını temel alır. Amaç yalnızca doğru ya da yanlış sonuçları değerlendirmek değil, çocuğun düşünme biçimini, kullandığı stratejileri ve gelişim sürecini görünür hale getirmektir. Çünkü kalıcı gelişim, sadece ulaşılan sonuçlardan değil, o sonuçlara giden yolun anlaşılmasından doğar.