Aynı ev, aynı anne-baba, aynı okul ve çoğu zaman benzer fırsatlar... Buna rağmen kardeşlerden biri bir konuyu hızla kavrarken diğeri daha fazla zamana ihtiyaç duyabiliyor. Biri planlı çalışmayı severken, diğeri deneyerek öğrenmeyi tercih edebiliyor. Bu durum birçok ebeveynin aklında aynı soruyu oluşturuyor:
"Neden bu kadar farklılar?"
Aslında bu farklılık sandığımızdan çok daha doğal.
Çünkü her çocuk bilgiyi aynı şekilde işlemez. Aynı bilgiyi duyan iki çocuk, onu farklı şekilde yorumlayabilir, farklı ayrıntılara dikkat edebilir ve farklı yöntemlerle öğrenebilir. Bu yüzden kardeşleri birbirleriyle karşılaştırmak çoğu zaman yanıltıcı sonuçlar doğurur.
Özellikle okul yıllarında bu karşılaştırmalar daha sık görülür. Bir kardeş derslerini hızlı bitirirken diğerinin daha fazla zamana ihtiyaç duyması, ailelerde gereksiz bir kaygı oluşturabilir. Oysa burada bakılması gereken şey hız değil, öğrenme biçimidir.
Bazı çocuklar görerek öğrenir. Bazıları deneyimleyerek. Bazıları ise önce büyük resmi görmek isterken, bazıları ayrıntılardan başlayarak ilerler. Bu farklılıklar bir eksiklik değil, bireysel öğrenme yapısının doğal bir sonucudur.
Sorun genellikle çocukların farklı olması değildir. Sorun, hepsinden aynı şekilde öğrenmesini beklemektir.
Bir çocuk için işe yarayan yöntem, diğer kardeşte aynı sonucu vermeyebilir. Bu nedenle standart çözümler bazen beklenen etkiyi oluşturmaz. Çünkü gelişim, çocuğun nasıl öğrendiğini anlamadan planlandığında yüzeyde kalır.
Birçok ebeveyn çocuğunun performansına bakar. Ancak performansın arkasındaki öğrenme biçimi çoğu zaman görünmez. Oysa gerçek fark tam burada ortaya çıkar.
Çocuk bilgiyi nasıl işliyor?
Hangi görevlerde doğal olarak öne çıkıyor?
Hangi alanlarda daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor?
Bu soruların cevapları, kardeşler arasındaki farklılıkları anlamanın en sağlıklı yoludur.
Son yıllarda çocuk gelişimi alanında yapılan çalışmalar da bireysel farklılıkların önemini daha fazla vurguluyor. Çünkü her çocuğun güçlü yönleri, öğrenme stratejileri ve gelişim alanları birbirinden farklıdır.
Zeka Madeni de bu bakış açısıyla hareket eder. Çocukları birbirleriyle karşılaştırmak yerine, her çocuğun kendi bilişsel profilini anlamaya odaklanır. Böylece aileler yalnızca sonuçlara değil, çocuğun nasıl düşündüğüne ve nasıl öğrendiğine dair daha net bir tablo elde eder.
Çünkü gelişim, kardeşlerle yarışarak değil, çocuğun kendi potansiyelini tanımasıyla başlar.